Düşüncelerimizin gerçekliğimizi oluşturduğunu anladık mı anladık!


Orayı geçtik sanıyoruz  ... Yılar yılı ve zamanın ötesinden birçok üstad, Einstein'dan tut Yunus'a, Rumi'ye anlattı mı anlattı... 


Biz son yıllarda hızlandırılmış yoğun kuantum fizik paket derslerini neredeyse her yerden almadık mı aldık!



Biz, anda ne yapıyoruz; her sözümüzle, her sözsüz iç sesimizden yansıyan konuşma baloncuğumuzla aslında yarınımızı yaratmıyor muyuz?  Yaratıyoruz! Bunu hep birlikte yapmıyor muyuz? Yapıyoruz! 

 

Düşüncelerimizin, temiz, arınık olması, aklımızdan fitne fesat, yargı yergi ve benzeri şeyler geçmemesi için ne yaptık? 


Yıllardır arındık da arındık!


Fazlalıkları attık da attık!






Özümüzü gizleyen her nevi nefsaniyet kırıntısını dönüştürebilmek için habire temizlik yaptık da durduk! 


Neden? 


Biraz daha kalbimize yaklaşalım.


Tozlarımızdan silkelenelim. 


Biraz daha özümüz gür olsun. 


Öz- gür olalım!


Sadeleştikçe, şeffaflaşalım.


İçimiz dışımız, özümüz, sözümüz gözümüz;  bir olsun... 


Berrak olalım ki


kalbimizdeki ışık dışarı yansısın da yansısın...  



İç dış kalmayıncaya kadar birleşelim ki


"de, dahi ve ayrı"  hiçbir şey kalmasın bizden, birden gayri!

 

Olabildiğine iyimser olabilirim.


Bu seçtiğimdir... 



İnanırım; ışığa... 

Karanlığın, ışığın içindeyken artık karanlık olmadığına.

Aydınlık ve karanlığın ötesine geçmeyi 

Bütünlenmeyi 

Bütün olmayı 

Bir olmayı 

Bire varmayı 

Hak ettiğimize inanırım...

Sözsüz de anlaştığımıza, kelimelere hacet kalmadığına inanırım. 

İnanırım da inanırım...






#misbirdünya